<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yonetici &#8211; Ahmet Çağlayan</title>
	<atom:link href="https://ahmetcaglayan.com/author/yonetici/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ahmetcaglayan.com</link>
	<description>Eğitimci - Yazar</description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Dec 2020 14:24:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.4.8</generator>

<image>
	<url>https://ahmetcaglayan.com/wp-content/uploads/2020/11/cropped-cropped-kimlik-32x32.png</url>
	<title>yonetici &#8211; Ahmet Çağlayan</title>
	<link>https://ahmetcaglayan.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DOSTLARIMIZI SATMADIK</title>
		<link>https://ahmetcaglayan.com/dostlarimizi-satmadik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2020 13:06:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcaglayan.com/?p=373</guid>

					<description><![CDATA[Çocukluğumuzda ne çok oyun oynadık, Körebe oynadık, doğruları görmeyecek kadar kör olmadık. Yakan top oynadık, kimseyi can evinden yakmadık. Fırıldak]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Çocukluğumuzda ne çok oyun oynadık,</em></p>



<p><strong><em>Körebe</em></strong><em> </em><em>oynadık,</em></p>



<p><em>doğruları görmeyecek kadar kör olmadık.</em></p>



<p><strong><em>Yakan top </em></strong><em>oynadık</em><strong><em>,</em></strong><em></em></p>



<p><em>kimseyi can evinden yakmadık.</em></p>



<p><strong><em>Fırıldak </em></strong><em>oynadık,</em><strong><em></em></strong></p>



<p><em>beş kuruşluk çıkar için fırıldak olmadık.</em></p>



<p><strong><em>Aşşık attık</em></strong><strong><em>,</em></strong><em></em></p>



<p><em>kimseyi kör kuyulara atmadık.</em></p>



<p><strong><em>Aç kapıyı bezirgan başı</em></strong><em> oynadık,</em></p>



<p><em>arsızların hırsızların iftiracıların bezirganlığını yapmadık.</em></p>



<p><strong><em>Saklambaç </em></strong><em>oynadık,</em></p>



<p><em>dostlarımız dar ağacına giderken saklanmadık.</em></p>



<p><strong><em>Çelik çomak</em></strong><strong><em> </em></strong><em>oynadık,</em></p>



<p><em>kimsenin tekerine çomak sokmadık.</em></p>



<p><strong><em>Uzun eşşek </em></strong><em>oynadık,</em></p>



<p><em>kimseyi eşşek yerine koymadık.</em></p>



<p><strong><em>Yağ sattık, bal sattık,</em></strong><em></em></p>



<p><em>dünya malı için dostlarımızı satmadık.</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOKLU ZEKA</title>
		<link>https://ahmetcaglayan.com/coklu-zeka/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Nov 2020 12:59:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcaglayan.com/?p=367</guid>

					<description><![CDATA[Ormanlar Kralı Aslan, sabahın ışıklarıyla kükreyerek kalkmış.Yardımcısı Kurt’u çağırmış. “Kral olalı beri, bu ormanda bir başıbozuklukgörüyorum“ demiş. Kurt’a, tam kuşluk]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ormanlar Kralı Aslan, sabahın ışıklarıyla kükreyerek kalkmış.<br>Yardımcısı Kurt’u çağırmış. “Kral olalı beri, bu ormanda bir başıbozukluk<br>görüyorum“ demiş. Kurt’a, tam kuşluk vakti, tüm hayvanların reislerinin<br>toplanmaları için emir vermiş. Kurt, “Baş üstüne!“ diyerek, şimşek gibi<br>fırlamış. Bir bir tüm hayvanların reislerine, “Kralın hepinize önemli bir<br>mesajı var“ diye haber salarak, meydanda toplanmalarını söylemiş.<br>Kralın bu haberini alan hayvanların reisleri, tam vaktinde, fire<br>vermeden toplanmışlar. Kurt, kralın tahtını çok görkemli hazırlamış ve<br>toplantı meydanına çeki düzen vermiş. Kral Aslan’ın huzuruna çıkarak,<br>“Efendim! Herkes hazır emrinize amadedir“ demiş. Çok önemli<br>durumlarda giydiği kaftanı üzerinde olduğu halde görünen Aslan, büyük<br>bir gösteriş içinde kurulu tahta çıkmış. Meydanda büyük bir sessizlik<br>varmış. Kral Aslan, şöyle kalabalığı bir süzmüş. Sonra tane tane<br>konuşmaya başlamış:<br>“Ben kralsam, bu ormanda benim dediğimden başkası olamaz. Kral<br>olduğum günden bu yana, sizde çok büyük başıbozukluk görüyorum.<br>Bundan sonra ben izin vermedikçe ortalıkta öyle gezinmeyin. Nedir o<br>oynamaklar, bir o yana bir bu yana zıplamaklar, nedir o her kafadan<br>çıkan sesler, disiplinsizler… Benim ülkemde öyle laubalilikler istemiyorum.<br>Herkes evine dönsün. Talimatnamem size ulaşıncaya kadar, sakın ha,<br>evlerinizden çıkıp ortalıkta dolaşmayın!“<br>Konuşmasını kısa keserek, aynı heybetle tahtan inmiş. Orada<br>bulunan hayvan reisleride büyük bir sessizlik içinde, başları yerde,<br>başlarına neyin geleceğini düşünerek, gruplarının başına gitmek üzere<br>dağılmış. Bir hayli zaman geçmiş. Kralın emri tutulmuş. Ortalıkta hiçbir<br>hayvan görünmemiş. Ama olan Aslan’a olmuş. Inlem ve ağlama<br>uğultularından geceleri gözüne uyku girmemiş. Orman bir uğultu olmuş,<br>kralın kafasının içini doldurmuş. Bu hal kralı çok rahatsız etmiş.<br>Dayanamamış. En sonunda yardımcısı Kurt’u çağırmış: “Bu ne hal!<br>Geceleri uyku tutmuyor gözümü; gündüzleri de bu ormanda bir gariplik<br>oluyor“ demiş. Kurt: “Emir verin, meclisi toplayayım“ diyerek çözümün<br>yine hayvan reislerinde olduğunu ima etmiş. Aslan çenesini tutarak<br>“hıı…” demiş. Ve “öyleyse hemen” diye emir buyurmuş. Kurt, en hızlı bir<br>şekilde hayvanların reislerini toplamış. Meydanda yine aynı büyük<br>sessizlik olmuş. Heybet içinde tahta çıkan Kral Aslan, “ne bu hal” demiş.<br>“Bu inilti ve ağlama uğultuları da neyin nesi? Hem gözleriniz neden kan<br>çanağına dönmüş?” kısa bir sessizlikten sonra hayvanların sözcüsü<br>tavşan, büyük bir saygı içinde öne çıkarak, konuşmak için izin istemiş.<br>Kral, el işaretleri ile konuşmasına izin vermiş. Sözcü tavşan: “Efendimiz”</p>



<p>demiş. “Güç getiremeyecğimiz talimatnameleriniz, biz aciz kullarınızı çok<br>üzdü ve bizi zora soktu. Çünkü yepimizin yetenekleri ayrı, becerilerimiz<br>de buna göredir. Emir buyuracağınız tarzda daranmakla biz kendimiz<br>olamayız. İşte halimiz! Bize merhamet edin! Bizi serbest bırakın ki,<br>dünyaya kendi gözlerimizle bakalım. İzin veriniz; kendi zekamız ürünü<br>olan becerilerimizi sergilemeye devam edelim. Bunu yaparken saygımızda<br>asla kusur etmeyiz.” Kral, tavşanın sözlerinden etkilenmiş olacak ki, öyle<br>bir müddet durmuş. Tüm hayvan reisleri de krallarının talimatnamelerini<br>can kulağıyla bekliyorlarmış. Sözcü Tavşan’ın teklifini onaylama<br>anlamında, “Peki” demiş Kral Aslan. Arkadaşlarının yanına gitmelerini<br>işaret etmiş. Ertesi gün orman, tüm hayvanların oyun ve neşeleri ile bir<br>bayrama dönüşmüş; orman canlanmış. Kral Aslanın da hoşuna gitmiş.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kenar Mahalle</title>
		<link>https://ahmetcaglayan.com/kenar-mahalle/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 10:29:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcaglayan.com/?p=254</guid>

					<description><![CDATA[Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini&#160;Baltimore&#160;şehrinin&#160;kenar mahallesine&#160;göndermiş ve o bölgede yaşayan 200 erkek çocuğun durumlarını araştırmalarını ve&#160;her bir çocuğun geleceği hakkında]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Bir profesör</strong>, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini&nbsp;<strong>Baltimore</strong>&nbsp;şehrinin&nbsp;<strong>kenar mahallesine</strong>&nbsp;göndermiş ve o bölgede yaşayan 200 erkek çocuğun durumlarını araştırmalarını ve&nbsp;<strong>her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti.</strong></p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://fwmail.net/img/i/2013/09/insan_zinciri_00.jpg"><img decoding="async" src="https://fwmail.net/img/i/2013/09/insan_zinciri_00_th.jpg" alt=""/></a></figure>



<p><em>Araştırma yapan öğrencilerin hemen hepsi bu çocukların gelecekte&nbsp;<strong>hiçbir şanslarının olmadığını</strong>&nbsp;dile getirmişlerdi. Çünkü, okul ve çevre bir çok imkandan yoksundu.</em><br><br><strong>Bundan tam 25 yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü,</strong>&nbsp;araştırmaları esnasında&nbsp;<strong>bu çalışmayı</strong>&nbsp;buldu ve öğrencilerinden&nbsp;<strong>bu projeyi sürdürmelerini&nbsp;</strong>ve aynı çocuklara&nbsp;<strong>ne olduğunu</strong>&nbsp;araştırmalarını istedi.</p>



<p>Öğrenciler o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176’ sının olağanüstü bir başarı gösterip<strong>&nbsp;avukat, doktor&nbsp;</strong>ya da&nbsp;<strong>iş adamı&nbsp;</strong>olduklarını ortaya çıkardılar.<br><br>Profesör çok etkilenmişti.</p>



<p>Bu konuyu izlemeye karar verdi. Birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yaşadıkları için, her biriyle buluşma şansı oldu.<br><br><strong>“O koşullarda nasıl bu kadar başarılı oldunuz?”&nbsp;</strong>sorusuna verdikleri cevap hep aynıydı:<br><br><em><strong>&#8211; Mahalle okulunda bir öğretmeniz vardı. Onun sayesinde.</strong></em><br><br>Profesör, bu öğretmeni çok merak etmişti. Hâlâ hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması çok zor olmadı.<br><br><strong>Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti.</strong>&nbsp;Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hâlâ dinç duran bir kadın buldu. Merakla yaşlı kadına bu çocukları&nbsp;<strong>kenar mahalleden kurtarıp, başarılı birer insan ve yetişkin olarak hayata nasıl kazandırdığını, bunun sihirli bir formülü olup olmadığını&nbsp;</strong>sordu.<br><br>Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi.<br><br>“Çok basit.”&nbsp;dedi.&nbsp;“Ben o çocukları sevdim”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÇOCUKLAR</title>
		<link>https://ahmetcaglayan.com/cocuklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 10:23:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcaglayan.com/?p=250</guid>

					<description><![CDATA[ÇOCUKLAR Çocuklar, masumiyetin, güzelliğin, iyiliğin, sevginin, özlemin, barışve dostluğun sembolleri. Geleceğimiz, güler yüzümüz, her şeyimiz…Onlara baktığımızda kendimizden pek çok şeyler]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>ÇOCUKLAR</p>



<p><em>Çocuklar, masumiyetin, güzelliğin, iyiliğin, sevginin, özlemin, barış<br>ve dostluğun sembolleri. Geleceğimiz, güler yüzümüz, her şeyimiz…<br>Onlara baktığımızda kendimizden pek çok şeyler görürüz.<br><br>Çocuklar, hayatın gerçek aynaları. Yürekleri sevgiyle dolu, küçük<br>bedenlerinde evreni taşıyan gönlümüzün güneşleri. Her renk ve dilin<br>şefkat tomurcukları. Yaratıcının emaneti. Öptükçe Cenneti kazandıran<br>ailenin enerji kaynağı, cennet kokusu. Babaların göz bebeği, annesinin<br>gözyaşı, toplumun geleceği. Dudaklarımızdaki gülücük, yüreğimizdeki<br>sevgi, dilimizdeki şiir ve dua.</em><br><br><em>Annesi gül koksa ağzı gül kokan çocuklar. Ümidimiz, sevincimiz<br>umudumuz.</em><br><br><em>Gözleri yıldızlara, dilleri bala benzer.<br>Erenler anlattı ki çocuklar güle benzer.</em><br><br>Çocuklar, takas edilemeyen ve hiç bir şeye değişilmeyen en büyük<br>servet. Evlerin neşesi, ailenin serveti. Karınları ve zihinleri doyurulduğu<br>gibi kadar ruhları da beslenmeli. Her çocuğun dünyasında ayrı bir<br>yetenek ve güzellik vardır. Şarkı isteyen notaya, ağaç isteyen filize,<br>gelecek isteyen çocuklara ve gençliğe sahip çıkmalı.<br><br><em>Onlarsız ümitler ölgün,<br>onlarsız gelecek ümitsiz,<br>geleceğin müjdecileri,<br>minik avuçlarımız…</em><br><br>Farklı coğrafyalarda yaşayıp, farklı okullar okusalar da, farklı<br>ayakkabılar boyayıp, farklı oyuncaklarla oynasalar da, farklı renkteki<br>balonları uçurtsalar da, hepsinin göz renkleri farklı ama gözyaşları<br>aynıdır. Yeryüzünün bütün çocukları ortak özellikler ve güzellikler taşır…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak</title>
		<link>https://ahmetcaglayan.com/gelecegin-insasinda-ogretmen-olmak-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2020 09:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ahmetcaglayan.com/?p=244</guid>

					<description><![CDATA[Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak, kavramların mevzuatın tutsağıolmadan, anlamsız eğilimlere, gündelik söylemlere, yetersiz yaklaşımlara, bahanelerekulak asmadan, umutları diri kılan gönüllere, düşüncelere]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak, </em>kavramların mevzuatın tutsağı<br>olmadan, anlamsız eğilimlere, gündelik söylemlere, yetersiz yaklaşımlara, bahanelere<br>kulak asmadan, umutları diri kılan gönüllere, düşüncelere ve eylemlere sahip<br>olmaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak</em>, yetkinliğini ve yeterliliğini devreye<br>sokarak ihtiyaçları fark edip sabırlı, sorumlu, planlı, dakik, uyanık, çözüm üreten,<br>fırsatları faydaya dönüştürmek, hayalleri peşinde koşan çocukların ilgi, beceri ve<br>yeteneklerine umut olmaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> sorumluluk alarak, katkı sağlamak, yük<br>olmadan yükü paylaşmaktır. Doğayı kuşatan seher aydınlığı gibi, bilginin, sevginin ve<br>davranışların penceresinden gönüllere girmek, geleceği duymak, kutlu bir müjdenin<br>temellerini atmada çaba harcamaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak, </em>hem kendini hem de ortamı<br>keşfetmektir. Anı yaşamak, yitikleri düşünmek, unutulanları hatırlamak, huzur ve<br>hikmet çizgisinde, ilgilerin merkezini bularak, masallara kanmadan, akıntılara<br>kapılmadan, gerçeğe berraklığa açılmak, kabukları kırmak, gelecek için çabaları israf<br>etmeden tavır almaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak, </em>geleceğin gençliğini, gençliğin<br>geleceğini inşa ve ihya etmede özne olmak özne kalmaktır. Kendisine emanet edilen<br>sınıfı, öğrencileri istikbale taşımada sorumluluk taşıdığı gibi toplumların başarı ve<br>mutluluklarının temel harcını oluşturmaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> canından kanından olmayana evladım<br>diyebilmektir. Cana can, kalbe heyecan katmak, öğrencilerine abı hayat olmaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak, </em>sesini değil sözünü yüceltmektir.<br>Tohumda ormanı görmek, farklı özellikleriyle uyuşuklara hareket, ürkeklere cesaret,<br>şaşıranlara yön veren olmaktır. Konuşarak, okuyarak, dinleyerek, anlatarak hayata<br>dokunarak çabaları sevgi ile devam ettirmektir..<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> gönül diliyle konuşup özü öze<br>bağlamak, izzete giden yolda kimliği belirleyen bir yürekle binlerce yürekleri<br>çiçeklendirmek, sınırları gözeterek geleceğe ışık olmak, bahane üretmeden bakışları<br>yenilemek, nimeti, ikramı tanımak, sadık ve sevdalılarla yol almaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> zihni özgürleştirmek, aklı devreye<br>sokarak özgür ve özgün düşünmede, değerleri tanıtmada aramada, sormada,<br>bulmada, merak gidermede yeteneklerin önünü açmada öncülük etmektir.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> zihinsel soy kırım olan ezberciliği terk<br>etmek, çeşitliliğin önemini kavramak, daha iyiye, güzele ulaşmada çaba harcamak,<br>bilgiyi bilince dönüştürmektir.</p>



<p><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak, </em>zoru mümkün, mümkünü kolay, kolayı<br>zarif ve zevkli hale getirmek, bakışları yenilemek, heyecan oluşturmak, ilham vermek,<br>ufku zenginleştirip cevheri mücevhere dönüştürmek, genç kuşakları geleceğe<br>hazırlamaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak, </em>kalplere nur, gözlere fer, kulaklara<br>çığlık, akıllara idrak, vicdanlara anahtar olmaktır. Geçmiş ile geleceği etkin<br>harmanlayıp, öğrencileri doğru yönlendirmektir.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> müktesabatıyla öğrencilerini kuşatan,<br>kusur hata aramadan, eleştirmeden, haddini bilen, görevini yapan, projeleriyle fark<br>oluşturan, sıcak sevimli kişiliği ve duruşu ile gönüller kazanıp okulun, eğitimin yıldızı<br>olmaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> sadece okulda değil okul dışında da<br>öğretmen olmak, yaşamayı, mücadele etmeyi, sorularla birlikte sorunları çözmeyi,<br>hayatın bütün zorluklarına karşı direnmeyi her ortamda devam ettirmek, öğrencilere<br>öncü ve önder olmaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> cehaletle mücadele etmektir.<br>Aydınlatan, seven, sevdiren, üreten geliştiren sorunlu sorunsuz her öğrenciye kucak<br>açıp seven, sahiplenen ve zoru başaran olmaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> medeniyetimizin farklı coğrafyalarındaki<br>bıraktığı kültürel mirası gayretleriyle okuluna, sınıfına taşıyarak çocuklara gençlere<br>şuur olmaktır.<br><br><em>Geleceğin İnşasında Öğretmen Olmak,</em> kalbin kandili, aklın delili, gönlün<br>baharı, gözün nuru, kulağın nağmesi, dilin güzelliği olmaktır. Farklı özellikleriyle özde,<br>sözde ve gözde olmaktır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
